Mühendisçe Yazılar

Mühendislik, elektronik, gömülü sistemler ve diğerleri…

Gömülü yazılım mı? O da ne!

Yazan: ctasdemir Ağustos 23, 2009

İnsanın yaptığı işi birkaç cümlede anlatamaması gerçekten çok kötü. Hele de yaptığınız iş “gömülü yazılım” gibi kulağa kuantum fiziği kadar yabancı gelen bir alansa. Şuna benzer diyalogları yaşamanız oldukça olası :

- Ne iş yapıyorsun?
- Gömülü yazılımcıyım.
-  ???
-  Aslında elektronik mühendisiyim.Ancak elektronik sistemler üzerinde çalışan yazılımlar yapıyorum.
-  Haa anladım bilgisayar mühendisi gibi bir iş yapıyorsun.Yazılım yani…
-  Eh sayılır…

Herkesin günlük hayatında kullandığı onlarca elektronik sistemin içinde yazılımlar çalıştığını bilmemesi ne kadar da hazin. Yazılım denildiğinde insanların aklına sadece kişisel bilgisayarlardaki yazılımlar geliyor. Günlük hayatımızda gömülü sistemlerin yerini merak edenler Onlar her yerde:Gömülü sistemler adlı yazıma bakabilirler.

Günümüzde üniversitelerdeki mesleki bölümlerle piyasada yapılan iş ve meslek tanımlamalara baktığımızda çoğu zaman birebir ilişkiler göremiyoruz. Üniversitelerde “satış mühendisliği” diye bir program bulunmamasına rağmen (en azından benim bildiğim bir tane yok) iş ilanlarına baktığınızda ciddi anlamda satış mühendisi arayışında bulunan firmaları görebilmekteyiz. Bunun dışında “satın alma mühendisi, kalite mühendisi “ gibi ünvanları da sıkça duyuyoruz.

Gömülü yazılım  da direk olarak üniversitelerdeki bölümlerde bir karşılığı bulunmayan dallardan biri. Ülkemizde adının hiç duyulmamasını bir yana bırakırsak,  Amerika gibi teknoloji üretiminde lider ülkede bile gömülü yazılım adında üniversite bölümleri pek bulunmuyor. Genelde bu işleri yapanlar bizdeki bilgisayar mühendisliğinin karşılığı diyebileceğimiz bilgisayar bilimleri (computer science) veya elektronik mühendisleri mezunları oluyor.

Son zamanlarda Google’da “gömülü yazılım” kelimelerini yazınca ilk sırada blogumun çıkması her ne kadar beni sevindirse de  hala bu konuda ülkemizde elle tutulur bilgi birikiminin oluşmadığını görmek de bir o kadar üzüyor. Ülkemizde de bu konuda birçok çalışma yapıldığını biliyorum. Ancak stratejik bir alan olarak gömülü yazılım konusunun hala öneminin kavranamadığı ortada.

Her gün ülkemizde geliştirilmeye başlanan (en azından öyle olduğu söylenen) birçok projeye rastlıyorum. Bunlar memnuniyet verici. Özellikle savunma sanayiinin liderliğinde başlamış olan bir ivmelenme göze çarpıyor. Birbiri ardına “milli” projelerin başladığını görüyoruz.

Artık hayatımızın her alanında kullanılan cihazlar ve sistemler içlerindeki yazılımlarla çalışıyor ve hayatlarımızı etkiliyor. Hal böyleyken gömülü yazılımların önemi her geçen gün giderek artıyor. Bu alanın ükemizde de hakettiği yeri bulması için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Sadece yazarak da olsa…

Yazı kategorisi: gömülü yazılım | 1 Yorum »

Gömülü Yazılımlar Türkiye’yi Kurtarır mı?

Yazan: ctasdemir Mayıs 17, 2009

Bugün bütün dünya büyük bir ekonomik kriz yaşıyor. Daha da kötüsü krizin ne zaman bitebileceğine dair en uzman ekonomistlerin bile pek bir fikri yok gibi görünüyor. Geçmişin dev kuruluşlarının bir bir batışına şahit oluyoruz.

Şimdi krizle gömülü yazılımların ne alakası var diye düşünebilirsiniz. Yazımın başlığından konuyu yine gömülü yazılımlara bağlayacağımı anlamış olmalısınız. Hayalimdeki bir senaryoyu sizinle paylaşmak istiyorum.Gelin biraz hayal kuralım:

Türkiyede seçimle yeni iş başına gelmiş hükümet açıkladığı programda “en önemli hedefimiz Türkiyeyi teknoloji alanında dünyada lider ülkeler arasına sokmak. Ülkemizin önde gelen bilimadamları ve mühendisleriden oluşan teknoloji kurulumuzla birlikte yaptığımız beyin fırtınası toplantıları sonucunda,  gömülü sistemler ve gömülü yazılımlar alanlarının en stratejik alanlardan biri olacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla bu alanları kendimize stratejik hedef olarak alıyoruz. Türkiye’nin gömülü sistemler alanında lider ülke olması için gereken herşeyi yapacağız.” demektedir.

Ardından devletin teknoloji alanıyla ilgilenen bütün kurumları bu konuda çalışmalara başlıyor. İlk olarak gömülü sistemler için insan gücü oluşturmak için yapılması gerekenler belirleniyor ve yol haritası ortaya çıkarılıyor. Başlangıç olarak ülkenin 8 noktasında yeni teknoparkların oluşturulması ve gömülü sistemler alanında çalışan firmalara büyük teşvikler getirilmesi kararlaştırılıyor. Ayrıca mevcut üniversitelerde mühendislik fakültelerindeki bilgisayar ve elektronik mühendisliği kontejanları artırılıyor.Gömülü sistemler mühendisliği bölümleri açılıyor.

Televizyon kanallarında üniversiteye hazırlanan gençlerin mühendislik bölümlerini tercih etmelerini sağlamak için tanıtım programları yayınlanmaya başlanıyor. Teknolojinin en hızlı gelişen alanı olan elektronik ve yazılım mühendislikleri tanıtılıyor. Artık hayatın her alanında bulunan elektronik sistemler ve bunların içinde çalışan yazılımların ne kadar hayati rol oynadıklarından bahsediliyor. Bu konuda yetişmiş insan gücüne oldukça fazla ihtiyaç duyulacağından ve bu alanda çalışan insanların parlak bir geleceğe sahip olacağı söyleniliyor.

Savunma Bakanlığı ve ordu da bu konuyla özel olarak ilgileniyor. Çünkü bütün komutanlar ve savunma alanındaki uzmanlar biliyorlar ki kendi silahlarını ve bu silahlar içindeki yazılımları kendisi geliştiremeyen hiçbir ülke tam olarak bağımsız sayılamaz. Dışarıdan aldığımız silahlar, uçaklar vs… barış zamanında tam olarak çalışırken bunların herhangi bir savaş ve çatışma zamanında da aynı şekilde çalışacaklarının garantisi yoktur. Bu nedenle ordu da yürütülen teknolojik seferberliğe tam olarak destek veriyor.

Teknoloji alanında çalışan özel sektör firmaları bir araya geliyorlar ve yaptıkları ortak açıklamayla hükümetin ortaya koyduğu teknoloji hedeflerine ulaşmak için ellerinden geleni yapacaklarını açıklıyorlar. Mühendislik ve ilgili bölümlerde okuyan öğrenciler için bir burs havuzu oluşturulacağını ve bu alanda eğitim görmek isteyen öğrenciler için her türlü kolaylığın sağlananacağını söylüyorlar.

Yapılan tüm bu çalışmalar 4-5 sene içinde meyvesini veriyor ve Türkiye Avrupa’nın en büyük “gömülü sistemler tasarım” merkezi oluyor. Hindistan’ın PC tabanlı yazılımlarda gerçekleştirdiği atılımın benzerini Türkiye’nin yaptığından bahsediliyor. Türk mühendisler yurtdışında da birçok projede büyük başarılara imza atıyorlar. Avrupalı otomotiv üreticileri ardı ardına “geleceğin akıllı otomobillerini üretmek için Türkiye’de tasarım üstleri kurmak zorundayız. Çünkü önümüzdeki yıllarda otomotiv alanında gelişmelerin büyük çoğunluğu gömülü yazılımlar sayesinde olacaktır ve bu yazılımların en iyileri Türkiye’de geliştiriliyor” şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar. Yabancı devlet adamları Türkiye’nin bu başarısının altında yatanları öğrenebilmek için  sık sık Türkiye’ye ziyaretlerde bulunuyorlar. ”Türkiye Teknoloji Günleri” adı altındaki teknoloji fuarı her yıl bütün dünyadan yüz binlerce ziyaretçinin akınına uğruyor.”

İçinizden amma da uçtun diyenler olabilir. Şu an için bütün bunlar büyük hayaller olarak görünüyor olsa da gerçekleşmesi imkansız denilemez. Şu kriz günlerinde herkes bir reçete yazarken benim de aklıma bunlar geldi.Evet ben de Türkiye’yi gömülü yazılım kurtaracak diyorum.Benim reçetem de bu…

Yazı kategorisi: gömülü yazılım | » yorum bırak;

C programlama dili : Kral mı baş belası mı?

Yazan: ctasdemir Nisan 7, 2009

Ne dersek diyelim C dili gömülü sistemlerde “kral” konumundadır.Sevenleri de nefret edenleri de çok… Ancak C dilinin  gömülü sistemlerde %80 oranında bir kullanımı bulunmaktadır.Hemen hemen bütün mikrodenetleyicilerin bir C derleyicisi var.Başlangıçta gömülü sistemler için tasarlanmış bir dil olmamasına rağmen C’yi bu kadar önemli kılan etkenler ne peki:

Donanıma olan yakınlık : C dilinin belki de en önemli özelliği yüksek seviyeli bir dildeki kontrol,veri yapıları gibi özellikleri assembly dilinde bulunan donanıma yakınlık gibi özelliklerle birleştirmiş olan “orta seviyeli” bir dil olmasıdır.Programcıya assembly dilinin zorluklarından izole olurken aynı zamanda donanımla direk olarak konuşma imkanı vermektedir.

C bilen programcıların çokluğu : C dili en eski programlama dillerinden olması sebebiyle bu dili bilen ve oldukça tecrübeli programcıların sayısı fazladır.Ayrıca C++ ve Java gibi dilleri bilen programcıların C dilini de kavraması oldukça kolay olmaktadır.

Taşınabilirlik : C dilinde belirli bir işlemci için yazılmış yazılımlar başka bir işlemciye taşınabilmektedir.Bu dille uzun süre uğraşmış olanlar bunun aslında göründüğü kadar kolay olmadığını bilse de C dili assembly dillerine göre oldukça “taşınabilir” bir dildir.

Hız ve esneklik: C dilinde yazılan programlar diğer yüksek seviyeli dillerde yazılan programlara göre daha hızlı çalışır.Bunun nedeni diğer dillerde bulunan birçok kontrolün C dilinde bulunmamasıdır.Yani C dili programcının ne yaptığını bildiğini varsayar ve bütün sorumluluğu programcıya bırakır.Bu aynı zamanda C’nin kötü özellikleri arasında da yer alır.C dilinde hata yapmak diğer dillere göre çok daha kolaydır.

C’nin bazı güzel özelliklerini gördük.Şimdi gelelim hayatın acı gerçeklerine.Bu dilde programcılık yapanlar çok iyi bilir ki C başımıza çok kolay bir şekilde oldukça büyük belalar açabilmektedir.C’de belirli bir süre kod yazmış birçok yazılımcı uzun uğraşlar sonucu çalışmayan programındaki hatanın nedeninin aşağıdaki gibi birşey olduğunu bulmuştur:

İf ( herhangiBirDegisken = 5 )

{

BirseyYap();

BirseyDahaYap();

}

Yukarıdaki kod parçacığında programcının kastettiği şey eğer herhangiBirDegisken degiskeninin değeri 5 ise BirseyYap ve BirseyDahaYap fonksiyonlarının çalıştırılmasıdır.Ancak yukarıdaki koda göre bu fonksiyonlar her zaman çağırılacaktır.Çünkü C dili if ifadesinin içinde atama yapılmasına izin vermektedir ve atamanın sonucu da her zaman 1 değerini döndürmektedir.Buradaki basit hata “=” atama operatörü ile “==” karşılaştırma operatörünün karıştırılmış olmasıdır.Bu basit hata yıllardır belki de binlerce programcı tarafından yapılmıştır.Ayrıca birçok yazılım kazasının da sorumlusudur.

C’nin yol açtığı belalardan biraz olsun kurtulabilmek için firmalar kodlama standartları oluşturmaktadırlar.Örneğin yukarıdaki gibi bir hatanın ortaya çıkmaması için sabit sayının başa yazılması bir yöntemdir :

İf ( 5 = herhangiBirDegisken )

{

BirseyYap();

BirseyDahaYap();

}

Yukarıdaki kod derlemeye çalıştığınızda derleyici “sabit bir sayıya atama” yapılamayacağını belirterek hata verecektir ve siz de “=” yerine “==” yazmanız gerektiğini bileceksiniz.Bu tür basit “alışkanlıklar” sayesinde birçok hatanın ortaya çıkmasını önleyebiliriz.

Ayrıca bu konuda bazı genel standartların da oluşturulmaya çalışılıyor. .Örneğin *MISRA C adı verilen kurallar bütünü MISRA (Motor Industry Software Reliability Association- Motor Endüstrisi Güvenilirlik Kurumu) tarafından oluşturulmuş çeşitli kurallar bütünüdür.Buradaki amaç C dilinin hatalara yola açan özelliklerinin kullanımını en aza indirerek hataları önlemektir.

Eğer gömülü sistemler alanında çalışıyorsak (ya da çalışacaksak ) C diliyle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.C’yi keskin bir bıçak olarak düşünürsek yetenekli biri onunla harikalar yaratırken beceriksiz biri ise kendini kolaylıkla yaralayabilir.Mühim olan araçları nasıl kullandığımızdır.

Kaynaklar:

* http://en.wikipedia.org/wiki/MISRA_C

Yazı kategorisi: gömülü yazılım | » yorum bırak;

C ve C++ farklı programlama dilleridir!

Yazan: ctasdemir Ocak 25, 2009

Birçok mühendislik CV’sinde teknik yetenekler,programlama dilleri bölümünde “C/C++” ifadesi bulunmaktadır.Çoğu zaman bu ifade C ve C++ dillerinin farkını pek yansıtmaz.Okul yıllarında bir dönemlik alınmış programlama dersinde görülen şeylerin C/C++ olduğu zannedilir.Aslında çoğu kişi C++ dersi adı altında C öğrenmiştir.Buna ben de dahilim.

Üniversite birinci sınıfta gördüğümüz programlama dersinde Borland C++ Builder derleyicisini kullanıyorduk.Bu nedenle olsa gerek dersin adı öğrenciler arasında “C++” olarak geçiyordu.Ancak sonradan öğrendim ki C++’a dair derste kullandığımız tek şey,ekrana çıktı almamızı sağlayan “cout” ifadesiymiş.

Sonraları programlama ile ilgili bilgilerimi artırdıkça C ve C++ dillerinin ne kadar farklı olduklarını gördüm (aynı zamanda ne kadar ortak yanları olduğunu da). İşin içine “nesne “ konusu girene kadar ikisinin birbirinden pek farkı yokmuş gibi görünüyordu.Ancak nesne yönelimli programlama ,problemlere bambaşka bir bakış açısı getiriyordu.

Çalışma alanım olan gömülü sistemlerde “C” dilini yoğun olarak kullanmaktayız.Zaten günümüzde gömülü sistemlerin en yoğun kullanılan dili de C’dir.Halihazırda kullanılan birçok mikrodenetleyicinin C derleyicileri bulunmaktadır.Ancak C++ henüz gömülü sistemler alanında pek geniş bir kullanım alanına sahip değil.C++ dilinin gerektirdiği yüksek bellek ve işlem gücü ,çok kısıtlı kaynaklar üzerinde çalışan gömülü sistemler için oldukça “lüks” kaçmaktadır.Ancak günümüzün hızla gelişen teknolojisiyle birlikte artan karmaşıklıkla başa çıkmak için “nesne yönelimli programlama”nın da gömülü sistemler alanına girmeye başladığını görmekteyiz.

C ve C++ ayrımının birçok firma tarafından da yapılamadığını görüyorum.Gömülü sistemler ile ilgili birçok iş ilanında C/C++ ifadesi bulunuyor.Anlaşılan bu konuda firmaların da kafası karışık.

Kısacası C ve C++ farklı programlama dilleridir.Programlamaya bakış açıları tamamen farklıdır.Gömülü sistemlerde çalışmak isteyen birinin iyi bir C bilgisine sahip olması şart.Ancak C++ gibi nesne yönelimli programlama dillerine de hakim olmak yakın gelecekte karşımıza çıkacak daha farklı problemlerde bize fayda sağlayacaktır.

Yazı kategorisi: gömülü yazılım | Etiketler: , | » yorum bırak;

Biz Bilgi İşçileri ve Verimlilik

Yazan: ctasdemir Kasım 28, 2008

Bugün birçoğumuz hayatımızı “bilgi” üzerinden kazanıyoruz.Fiziki olarak ürettiğimiz hiçbirşey yok.Şirketlerimiz bizim kas gücümüzle hiçbir şekilde ilgilenmiyor.Çoğu zaman akşama kadar yerimizden bile kalkmıyoruz.Tabi bütün bunlar gerçekten birşeyler üretmediğimiz anlamına gelmiyor.Biz bilgi üretip bilgi dönüştürüyoruz.Bizler “bilgi işçileriyiz”.

Bilgi işçiliği kavramını ilk olarak Peter Drucker 60’lı yıllarda ortaya attı.O günden beri de birçok yönetim kitabının konusu oldu.Bilgi teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla hayatını “bilgi”’den kazanan insanların da sayısı oldukça arttı.

Peki mensubu olduğumuz bilgi işçileri hakkında ne biliyoruz? Yöneticiler bilgi işçilerine nasıl muamele edeceklerini biliyorlar mı? Bilgi işçilerinin verimliğinin artırılması neden bu kadar önemli?

Bu tür sorular belki de daha çok “endüstri mühendisliğinin “ alanına giriyor.Peki neden bu konuya genellikle elektronik ve gömülü sistemler gibi konularda yazılar yazdığım sayfamda yer veriyorum.Çünkü mühendisler olarak bizler de bilgi işçileriyiz ve çalışma alanlarımızın geleceğini verimliliğimizi ne kadar artırabildiğimiz gösterecek.

Kendi çalıştığım dal olan “yazılım” bilgi işçiliğinin tam bir uygulaması.Tamamen insan aklının üretkenliğine dayalı bir meslek.Ortaya çıkan ürün fiziki değil,bir işlemcinin içinde çalışan kodlardan ibaret.Ancak yaptığı şeyler muazzam.Bugün dünyayı yazılımlar yönetiyor dersek fazla abartmış olmayız.

Yazılım projeleri aynı zamanda kötü bir şöhrete de sahip.Yapılan araştırmalar ve istatistikler birçok yazılım projesinin bütçesini,süresini aştığını ve hatta birçoğunun tamamlanmadan iptal edildiğini gösteriyor.Yani yazılım dünyası bir verimlilik krizi yaşıyor.

Verimliliğimizi artırmak kendi yaşam kalitemiz açısından da önemli.Hayatımızın bir kaçınılmaz gerçeği haline gelen uzun çalışma saatleri de yaşadığımız bu verimlilik krizinin uzantılarından biri.Ne kadar çalışırsak çalışalım işler sanki hiç bitmiyormuş gibi görünüyor.Hep denildiği gibi “yazılım projeleri asla bitmez”.Bunda yazılımların kolay değiştirilebilir, “soft” bilinmesinin de katkısı var.Gömülü yazılımların geliştirme süreci üzerlerinde çalıştıkları donanımlarla birlikte tamamlansa da aynı şeyi PC ve web tabanlı yazılımlar için söylemek güç.

Bilgi işçileri konusunda en çarpıcı görüşlere sahip olan Peter Drucker “çağımızın en büyük meydan okuması bilgi işçilerinin verimliliğinin artırılması olacaktır” demekle konunun ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.Sanayi çağınının üretkenlik krizi Taylor’un düşünsel temellerini attığı “bilimsel yönetim” ilkeleriyle aşılmıştır.Kol işçilerinin çalışmalarını izleyerek birim zamanda yapılan işi en yüksek noktaya çıkarmanın yollarını aramış olan Frederic Taylor, verimli çalışmanın ilkelerini ortaya koymuştu.Tabi burada bahsettiğimiz iş beden gücüne dayalı olanlar.Bilimsel yönetim ilkelerinin uygulanmasıyla birlikte verimlilik oldukça artmış ve ülkelerin refah seviyesi yükselmiştir.

Günümüzün üretkenlik krizinin aşılması bizlerin yani bilgi işçilerinin verimlerinin artırılmasıyla doğrudan ilgilidir.Yaptığımız işleri için birçok bilgi edinmemiz gerekiyor.Ancak bu arada bu işleri “nasıl” yaptığımız üzerine de iyice düşünmemiz ve “daha iyi” yollar bulmamız gerekiyor.Aksi takdirde kendi verimsizliklerimizin kurbanı olabiliriz.Bundan sonra “verimlilik”konusunda öğrendiklerimi ve kendi gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Yazı kategorisi: Mühendislik | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

” ‘gömülü yazılım’ konusunda bilgili bir kişi bile yok.”

Yazan: ctasdemir Eylül 25, 2008

Ülkemizdeki başarılı “gömülü sistemler” örneği, kablosuz ağ teknolojileri alanında üretim yapan Airties firmasının üst yöneticisi Bülent Çelebi’nin Zaman gazatesiyle yaptığı ropörtajı okumanızı tavsiye ediyorum.”Mesela ‘gömülü yazılım’ konusunda bilgili bir kişi bile yok.” sözleri gerçekten çarpıcı…

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=742338&title=bulent-celebi-yetismis-eleman-kitligindan-uzakdoguda-uretim-yaptiriyoruz

Yazı kategorisi: Gömülü sistemler, gömülü yazılım | » yorum bırak;

İşbirliğini öğrenebilecek miyiz?

Yazan: ctasdemir Ağustos 10, 2008


İş ilanlarına baktığımızda çoğu zaman “takım çalışmasına yatkınlık”, “ekip ruhu” gibi ifadeler görürürüz.Karmaşıklığı gittikçe artan projeler giderek daha fazla kişinin bir arada çalışmasını gerektirmektedir.

Etrafımızdaki mühendislik ürünlerine bir baktığımızda birkaç istisna dışında birçok ürünün birden fazla disiplinin bir arada çalışması sonucu ortaya çıkmış olduğunu görürürüz.Örneğin otomobiller tasarımcıların, makina , elektronik, yazılım , malzeme ve kontrol mühendislerinin ortak ürünüdür.Ortaya bir ürün çıkartmak için birçok mühendislik dalının ortak çabası gerekmektedir.

Hal böyle olunca “ekip çalışmasına yatkın olmak” projelerde yer alacak mühendisler için ihtiyaç duyulan kişisel özelliklerden biri oluyor.Peki takım çalışmasına yatkın olmak acaba insanların doğuştan sahip olabileceği bir özellik midir yoksa sonradan kazanılabilinir mi?

Eğer ilk cevabı kabul edersek elimizden pek fazla şey gelmeyebilir.Ancak ikinci cevap için yapılabilecek şeyler var.Bu konu biraz da mühendislerin nasıl yetiştirildikleri ile alakalı.

Mühendislik fakültelerinde ekip çalışmasının uygulanabileceği şeyler ödev çalışmaları, bitirme tezleri ve makaleler olabilir.Ancak genel duruma baktığımızda bunların birçoğunun tek bir kişi tarafından yapıldığını görürürüz.Yurtdışındaki örneklerin aksine ülkemizde birçok bitirme projesi ve yayınlanmış makale tek bir kişinin ürünüdür.Buradan üniversitelerimizde “ekip “ çalışmasının çok da görülmediği sonucunu çıkarabiliriz.

Günümüzde çok farklı alanlar bir araya gelerek yepyeni araştırma konuları doğuruyor : Genetik + Bilgi teknolojileri = Biyoteknoloji , Malzeme bilimi + elektronik = nanoteknoloji vs… Birbirinden çok farklı alanlardaki araştırmacılar ve mühendisler bir arada projeler yürütüyorlar.

İşbirliği alanındaki açıklarımızından bir diğeri de üniversiteler ve sanayi arasındaki kopukluk.Herbiri kendi dünyasında kendi dertleriyle uğraşırken birçok fırsatı da kaçırıyoruz.İşbirliğine en çok ihtiyacımız olan alan da bu sanırım.

Eğer ciddi mühendislik projeleri gerçekleştirmeyi hedefliyorsak takım çalışmasını ve işbirliğini her seviyede ve tam olarak gerçekleştirmek zorundayız.Bu konuda bireylere de kurumlara da görevler düşüyor.Benim aklıma gelen çözümler şunlar:

- Çeşitli mühendislik bölümlerinde okuyan öğrenci arkadaşlar bir araya gelerek çok-disipinli projeler üretebilirler

- Kendilerini sadece bir alanda değil gelecekte işbirliği içinde olacakları muhtemel alanlarda da geliştirebilirler.Örneğin ileride elektronik sistem donanımları tasarlayacak bir mühendis adayı bu donanımlara yazılım hazırlama konusunda da belirli bir temel edinebilir.

- Üniversitelerdeki öğretim görevlileri değişik bölümlerle bir araya gelerek ortak çalışmalar yapabilirler.

- Yine öğretim görevlileri öğrencilerine takım çalışması içinde gerçekleştirebilecek projeler verebilirler.

- Mühendislik fakültelerinde bireyleri iş ortamına hazırlayacak özel dersler açılabilir.

Etrafımızdaki mühendislik ürünlerine bir baktığımızda birkaç istisna dışında birçok ürünün birden fazla disiplinin bir arada çalışması sonucu ortaya çıkmış olduğunu görürürüz.Örneğin otomobiller tasarımcıların, makina , elektronik, yazılım , malzeme ve kontrol mühendislerinin ortak ürünüdür.Ortaya bir ürün çıkartmak için birçok mühendislik dalının ortak çabası gerekmektedir.

Günümüzde birçok disiplinin bir arada çalışarak bir ürün ortaya çıkartması oldukça sıradan bir durum halini almıştır.İşbirliği ve ekip çalışması artık farklı coğrafyalardaki mühendisleri bile içine almıştır.Bugün birçok firmanın dünyanın farklı noktalarındaki araştırma merkezlerindeki çalışanları aynı proje üzerinde çalışmaktadırlar.

Artık bizler de işbirliği ve ekip çalışması kültürünü kendimize kazandırmak zorundayız.Günümüzün hızlı teknoloji yarışında ön sıralarda yer almak istiyorsak başka çaremiz yok.

Yazı kategorisi: Mühendislik | Etiketler: , | » yorum bırak;

KARNELER ÜZERİNDEKİ ANLAMSIZ RAKAMLAR

Yazan: ctasdemir Haziran 17, 2008

Geçtiğimiz hafta karne haftasıydı ve ülkemizde milyonlarca öğrenci karnelerini alarak yaz tatiline başladı.Kimisinin karnesindeki notlar yüksekti,hatta takdir/ teşekkür belgesi almıştı sevindi.Kimisininse zayıfları vardı üzüldü.Öğrencilerin mutluluğunu belirleyen şey karnelerdeki rakamlardı.Tabi ailelerin de…

Peki bütün o karnelerin üzerindeki rakamlar gerçekte ne anlama geliyor? Kimya notu olan bir öğrenci ile 2 olan öğrenci arasındaki fark ne? Kimyası 5 olan öğrenci gerçekten kimyadan hoşlanıyor mu, kimyaya dair herşeyi anladığı için mi bu notu aldı? Yoksa ezberi daha mı kuvvetli? Kimyayla gerçekten ilgileniyor mu? Bu soruları bütün diğer dersler için de sormak mümkün.

Sanırım çağımızda kaybettiğimiz en önemli şeylerden biri de “sorgulama” ihtiyacı.Bırakın böyle bir yeteneğe sahip olmayı , ihtiyaç bile duymuyoruz sorgulamaya.Ve böylelikle bilge filozof Sokrates’in dediği gibi ”yaşanmaya değmeyecek hayatlar” sürüyoruz. ”Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez “ diyor Sokrates…

Geçtiğimiz haftanın bir diğer önemli olayı da ÖSS sınavıydı. 1.5 milyonu aşkın kişi gelecekleri için yarıştılar.Burada ÖSS kalksın mı kalkmasın mı diye anlamsız bir tartışmayı yeniden açmayacağım.Olaya “kalksın veya kalkmasın” açısından bakıyor olmamız bile çözüme zerre kadar yakın olmadığımızın en büyük göstergesi.

ÖSS sınavıyla birlikte ülkemizin en değerli kaynağı olan genç insanları hayatlarının tercihlerini yapacaklar.Kimisinin hayali doktorluk, kimisininki mühendislik, kimininse ekonomist olmak…Ancak büyük bir çoğunluk yine “tutturabildiği” bölümü tercih edecek, ailesinin, çevresinin “gazıyla” ,mesleğin havasından “mühendislik” yazacak… Birçok insan yine hiç ilgisini çekmeyen alanlarda eğitim alacak… Okuduğu mesleği yapmayan/yapamayanlar arasına katılacak.Moral bu bozan bu tablo yine pek değişmeyecek sanırım.

Ülkemizin işsizlik rakamları her geçen gün artıyor.İşsiz kesimin içinde üniversite mezunlarının sayısı da azımsanmayacak kadar çok.Bir yandan da sanayi ve hizmet sektöründe birçok firma kalifiye eleman sıkıntısı çekiyor.Ortada garip bir çelişki var.Görünen o ki üniversitelerimin mezun ettiği kişi profiliyle endüstrinin istedikleri birbirini tutmuyor.

Bir yerlerde ciddi hatalar yapıyoruz.Umarım hatalarımızdan dönmek için geç kalmayız.Çünkü en değerli kaynakları – genç ve dinamik insanları -harcamak için çok kötü bir çağda yaşıyoruz.

Yazı kategorisi: Eğitim | Etiketler: | 1 Yorum »

Gömülü Yazılımcıları kim yetiştirecek?

Yazan: ctasdemir Haziran 8, 2008

Gömülü sistemler konusunda sürekli takip ettiğim sitelerden biri de embedded.com’dur.Bu sitede devamlı olarak gömülü sistemlerle ilgili çok güzel makaleler yayınlanmakta.Ayrıca devamlı olarak yazılar yazan köşe yazarları da her hafta başka bir konuyu ele almaktadır.Bu yazarlar arasında benim favorilerimden biri de Jack Ganssle.Gömülü sistemler alanında yirmi küsür yıllık tecrübeye sahip olan Ganssle bu alanda birkaç kitaba ve birçok makaleye imza atmıştır.

Ganssle’ın geçtiğimiz haftalarda yazdığı yazılarından birinin konusu Bilgisayar bilimleri ( computer science ) eğitimi veren üniversitelerin gömülü yazılım sektörünün talep ettiği mühendislik altyapısına sahip mühendisler yetiştirip yetiştiremediği idi.Ganssle birkaç üniversitenin müfredatının da analizini yaptı.

Ganssle yazısında , bilgisayar mühendisliği/bilimleri gibi bölümlerde genellikle Java/C#/C++ gibi yüksek seviyeli dilllerin öğretildiğini, assembly dilleri, alt seviye programlama gibi konuların es geçildiğinden bahsediyor.Bu durum gömülü sistemler alanında büyük bir insan gücü açığı oluşturuyor.

Ülkemiz henüz yazılım alanında yeni yeni birşeyler yapmaya başlamış durumda.Yazılım ihracatımız günden güne artıyor.Eğer Hindistan gibi yazılım ihracatı alanında büyük başarılara imza atmak istiyorsak , bu alandaki insan gücü planlamamızı da en iyi şekilde yapmamız gerekiyor.Yazılım dendiğinde çoğunlukla PC tabanlı yazılımlar akla gelse de gömülü yazılım alanında dünyada giderek artan bir ihtiyaç söz konusu.Her gün bir yenisi çıkan elektronik cihazların hemen hepsinde gerekli fonksiyonları gerçekleştirmelerini sağlayan yazılımlar çalışıyor.Önümüzdeki yıllarda gömülü yazılımcılara olan talebin oldukça artacağını göreceğiz.

Bu konuda başta üniversiteler olmak üzere herkesin yapabileceği şeyler var.Bilgisayar ve elektronik mühendisliği bölümlerinde artık “gömülü sistemlerin” bir dal olarak yer alması gerekmektedir.Bireysel olarak bilgisayar / elektronik mühendisliğinde okuyup gömülü sistemler konusunda çalışmak isteyenlerin de yapabilecekleri var elbette.Bilgisayar mühendisliğindeki öğrenci arkadaşların işin donanım kısmına daha yakın olan alt seviye konulara (örn. Bilgisayar mimarisi,sistem programlama,dijital sistemler) , elektronik mühendisliğinde okuyan arkadaşların da yazılım konularına ( algoritmalar, temel programlama, mikrodenetleyiciler) önem vermeleri faydalı olacaktır.

Gömülü sistemler alanında yapılacak her yatırımın ülkemizin geleceğine büyük katkı yapacağına inanıyorum.Günümüzün bilgi çağında öne çıkan ülkeler en iyi bilgi işçilerini yetiştirerek onları üretken hale getirenler olacaktır.

Notlar:

Jack Ganssle’ın konuyla ilgili makalesi :

http://www.embedded.com/columns/technicalinsights/207500788



Yazı kategorisi: Mühendislik, gömülü yazılım | 2 Yorum »

SUN firması’ndan gömülü sistemler alanında yeni bir atılım : SUN SPOT

Yazan: ctasdemir Mayıs 30, 2008

Java adlı programlama dili ve platformunun yaratıcısı SUN firması SUN SPOT ( SUN small programmable object technology – SUN programlanabilir nesne teknolojisi ) adı altında Java diliyle programlanabilen bir donanım platformu üretti. Platform üzerinde bulunan donanımlar şunlar :

- 180 Mhz 32 bir ARM920T çekirdekli işlemci ,512K RAM ve 4 MB flash

- 3 eksenli ivmeölçer

- Sıcaklık sensörü

- Işık Sensörü

- 8 adet 3-renk LED

- ADC tarafından okunabilen 6 analog giriş

- 2 anahtar

- 5 genel amaçlı giriş/çıkış pini ve 4 yüksek akım çıkş pini

Ayrıca platform üzerinde 2.4 Ghz’lik kablosuz radyo-modem de bulunmakta.Platform üzerinde Java ile gömülü yazılımlar geliştirilebilmekte.

SUN firması bu ürünüyle Java yazılım geliştiricilerine kolaylıkla gömülü sistemler alanında çalışma olanağı veriyor.

Günümüzde gömülü sistemlerin ne kadar yaygınlaştığını düşündüğümüzde Sun firmasının bu atılımı çok büyük önem taşıyor.

Projenin web sitesinden daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz: http://www.sunspotworld.com/

Yazı kategorisi: Gömülü sistemler | Etiketler: | 2 Yorum »