Eki 08

Fatih Projesi ve Yerli Tablet

Son dönemde ülkemizde önemli bir proje tartışılmaya başlandı: Fatih( Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) Projesi. Proje oldukça kapsamlı olmasına rağmen son dönemde sadece öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarlar konuşuluyor. Projeyle ilgili ayrıntılı bilgi için MEB Web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Sözkonusu 15 milyon öğrenciye dağıtılacak 15 milyon adet cihaz olunca bu teknoloji üreticisi firmanın iştahını kabartıyor doğal olarak. Apple ve Microsoft firmalarının projeyle yakından ilgilendiklerine dair haberleri medyada duyduk.

Projeyle ilgili önemli bir ayrıntı da hükümetin projede kullanılacak tablet bilgisayarlar için yerli üretim şartı getirmesiydi. Yani ihaleyi yabancı bir şirket dahi alsa bu ürünlerin üretimini Türkiye’de yapması zorunlu olacak. Böylelikle ülkemize büyük bir know-how transferi yapılması ve büyük miktardaki kaynağın yurtiçinde kalması planlanıyor.

Continue reading

May 27

Staj mevsimi açılırken öğrenci arkadaşlara tavsiyelerim:

Önümüz yaz, staj mevsimi açılmak üzere. Ben de staj yapacak mühendislik öğrencisi arkadaşlara tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Tabi ki ana hedef kitlemiz elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliği öğrencisi arkadaşlar.

1 – Stajların en önemli katkısının gelecekte nasıl bir işte çalışmak istediğinize dair fikir edinmeniz olduğuna inanıyorum. Bu nedenle stajlarınızı mümkün olduğunca alanınızın farklı uygulamalarının yapıldığı şirketlerde yapmalısınız. Böylelikle hangi alanın size daha uygun olabileceğini görebilirsiniz.
Continue reading

Haz 17

KARNELER ÜZERİNDEKİ ANLAMSIZ RAKAMLAR

Geçtiğimiz hafta karne haftasıydı ve ülkemizde milyonlarca öğrenci karnelerini alarak yaz tatiline başladı.Kimisinin karnesindeki notlar yüksekti,hatta takdir/ teşekkür belgesi almıştı sevindi.Kimisininse zayıfları vardı üzüldü.Öğrencilerin mutluluğunu belirleyen şey karnelerdeki rakamlardı.Tabi ailelerin de…

Peki bütün o karnelerin üzerindeki rakamlar gerçekte ne anlama geliyor? Kimya notu olan bir öğrenci ile 2 olan öğrenci arasındaki fark ne? Kimyası 5 olan öğrenci gerçekten kimyadan hoşlanıyor mu, kimyaya dair herşeyi anladığı için mi bu notu aldı? Yoksa ezberi daha mı kuvvetli? Kimyayla gerçekten ilgileniyor mu? Bu soruları bütün diğer dersler için de sormak mümkün.

Sanırım çağımızda kaybettiğimiz en önemli şeylerden biri de “sorgulama” ihtiyacı.Bırakın böyle bir yeteneğe sahip olmayı , ihtiyaç bile duymuyoruz sorgulamaya.Ve böylelikle bilge filozof Sokrates’in dediği gibi ”yaşanmaya değmeyecek hayatlar” sürüyoruz. ”Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez “ diyor Sokrates…

Geçtiğimiz haftanın bir diğer önemli olayı da ÖSS sınavıydı. 1.5 milyonu aşkın kişi gelecekleri için yarıştılar.Burada ÖSS kalksın mı kalkmasın mı diye anlamsız bir tartışmayı yeniden açmayacağım.Olaya “kalksın veya kalkmasın” açısından bakıyor olmamız bile çözüme zerre kadar yakın olmadığımızın en büyük göstergesi.

ÖSS sınavıyla birlikte ülkemizin en değerli kaynağı olan genç insanları hayatlarının tercihlerini yapacaklar.Kimisinin hayali doktorluk, kimisininki mühendislik, kimininse ekonomist olmak…Ancak büyük bir çoğunluk yine “tutturabildiği” bölümü tercih edecek, ailesinin, çevresinin “gazıyla” ,mesleğin havasından “mühendislik” yazacak… Birçok insan yine hiç ilgisini çekmeyen alanlarda eğitim alacak… Okuduğu mesleği yapmayan/yapamayanlar arasına katılacak.Moral bu bozan bu tablo yine pek değişmeyecek sanırım.

Ülkemizin işsizlik rakamları her geçen gün artıyor.İşsiz kesimin içinde üniversite mezunlarının sayısı da azımsanmayacak kadar çok.Bir yandan da sanayi ve hizmet sektöründe birçok firma kalifiye eleman sıkıntısı çekiyor.Ortada garip bir çelişki var.Görünen o ki üniversitelerimin mezun ettiği kişi profiliyle endüstrinin istedikleri birbirini tutmuyor.

Bir yerlerde ciddi hatalar yapıyoruz.Umarım hatalarımızdan dönmek için geç kalmayız.Çünkü en değerli kaynakları – genç ve dinamik insanları -harcamak için çok kötü bir çağda yaşıyoruz.

Nis 13

Bir üniversite ziyareti ve düşündürdükleri…

Yüksek lisans sınavı için başvurumu İstanbul’daki özel üniversitelerin birinde gerçekleştirdim. Gittiğim saat tam öğle tatiline denk geldiğinden bu bir saati değerlendirecek birşey aradım. Tabi ki aklıma ilk gelen üniversitenin kütüphanesini görmek oldu.

İstanbul’un göbeğindeki bu üniversite adeta bir “alışveriş merkezi “ havasındaydı.Yürüyen merdivenler, mağazalar, banka şubeleri, kuaför ve hatta ünlü kahve zincirlerinden birinin şubesi bile vardı. Böyle bir manzaradan sonra okulun kütüphanesini iyice merak etmiştim. Orası da oldukça büyük olmalı diye düşündüm.

Kütüphanede gördüklerim benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Bir üniversite için oldukça cılız bir kütüphaneydi. İlk işim elektronik mühendisliği ile ilgili kitapları bulmak oldu. Bu da benim için ikinci bir hayal kırıklığıydı. Elektronik mühendisliği eğitimi de verilen bu üniversitenin elektronik mühendisliği alanındaki kitapları yok denecek kadar azdı. Bir an “belki de kitapların çoğu öğrenciler tarafından alınmıştır “ diye umutlansam da ilgili kitaplara ayrılmış bölümün küçüklüğü bu umudumu da söndürdü. Kendi kendime  “ne olacak bu memleketin hali” diye iç geçirdim umutsuzca.

Kütüphanenin genel havası da kendi üniversite yıllarımda gördüğümden çok da farklı değildi: Sohbet etmek için orada bulunan öğrenciler, sadece ödev yapanlar, gazetelere göz gezdirenler… Sınav zamanları da olmasa sanırım kütüphaneye kimse uğramayacak.

Söz üniversite kütüphanelerinden açılınca aklıma hep üniversitedeyken yaşadığım bir olay gelir: Bir ikinci sınıf öğrencisi şunları söylemişti “aa burası kütüphane mi? İki senedir burdayım ilk defa geliyorum”. Bu sözleri söylerken yaptığından gurur duyarmış gibi alaycı bir havası vardı. Bu arkadaş da sanırım bugün üniversite mezunu bir “aydın” olarak ortalıkta dolaşıyordur.

Üniversitelerimizin kütüphanelerinden belki de ülkemizde üniversite eğitiminin seviyesini anlayabiliriz. İçi insan kaynayan, herkesin birşeyler okuyup araştırdığı ama buna rağmen çıt çıkmayan bir kütüphane manzarası ne yazık ki ülkemizde çok görülür birşey değil. Ülkemizdeki bütün üniversiteleri gezmedim, eğer böyle bir kütüphane manzarası gördüyseniz lütfen bana bildirin.

Kütüphanesinde elektroniğe dair kitap sayısı yok denecek az olan bir üniversitede verilen elektronik mühendisliği eğitimi… Ne alakası var diyebiliriz belki… Ve yine kaldığımız yerden devam edelim. Efendim ülkemizde ar-ge’ye önem verilmiyor… Nitelikli işgücü bulamıyoruz… Bilgi çağını yakalamalıyız…Nerde kalmıştık?

Ağu 06

MESLEK SEÇİMİ:

Bugünlerde üniversite adayları tercih telaşı içindeler.Birçok forumda da “hangi bölümü seçmeliyim?” sorularının sorulduğunu görmekteyim.Tabiî ki insanlar hayatlarını etkileyecek olan bu kararı verirken dikkatli olmaya çalışıyorlar.Ancak hala meslek seçiminde belli başlı hataların yapıldığı görülmekte.Hala insanlar belirli “moda”ların peşinden giderek seçimlerini yapabiliyorlar.Sadece puanı yüksek diye mühendislik seçenler mi dersiniz,”şu üniversitenin makine bölümünü mü yoksa bu üniversitenin elektronik bölümünü mü seçeyim” diyenleri mi? Bu kadar farklı alanlar da değişik tercihler sözkonusu.Bu konuda kimseyi de suçlayamayız tabiî ki.ÖSS hazırlığının büyük bir rant haline geldiği bu sistem içinde mesleklerin tanıtımı,insanların kendilerini tanımaları için rehberlik hizmetleri oldukça ihmal ediliyor.Çoğu zaman dersaneler başarılarını yüksek göstermek için öğrencilerinin tercih formlarını tıka basa doldurabiliyorlar.

Bu önemli dönemde tercih yapacak arkadaşlara en büyük önerim, sevebilecekleri, ilgi duyabilecekleri alanları seçmeleri. Sırf “havası” veya “parası” yüzünden bölüm seçmemeleridir.

İlgi duymanın da ne olduğunu tam olarak açmak gerekmekte. Örneğin elektronik cihazlara meraklı olmak ,elektronik mühendisliği seçmek için yeterli bir sebep midir? Ya da bilgisayarla vakit geçirmekten hoşlanan biri bilgisayar bölümünü seçmeli midir? Bu tür sebeplerle mühendisliği seçenler, daha sonra mühendisliğin ağır matematik öğretimi nedeniyle sıkılabilmekte,umutsuzluğa düşebilmektedirler.

Tercih yapacak arkadaşlar kendilerini iyice tanımalı ve ona göre seçim yapmalıdırlar.Bu konuda forumlardan,etrafınızdaki deneyimli insanlardan yardım alabilirsiniz.Ama tabi en son kararı yine kendiniz vermelisiniz.Aşağıdaki linkte Elektrik Mühendisleri Odası’nın sitesinde bulunan faydalı yazılar var.Orada ayrıca elektrik/elekronik mühendisleri adı altındaki bölümlerin “saçmalığına “ da dikkat çekilmiş.Okumanızı tavsiye ederim:

http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=48840&tipi=2&sube=0